1878 Berlin Antlaşması'ndan sonra İngiltere
ve Rusya'nın çıkarları doğrultusunda, Ermeni ayaklanmaları
başladı. Birinci Dünya Savaşı başlayınca Ruslar,
ülkelerinden getirdikleri Ermeni birliklerini Doğu
Anadolu'da kullandılar. Osmanlı Devleti'nde yaşayan
Ermeniler de Rusların yanında yer almıştır.
Doğu Anadolu'nun savunmasını zorlaştırdıkları için hükümet
1915 Tehcir Yasası ile, orada yaşayan Ermenileri bir başka
yere göç ettirdi. Ermeniler, Suriye ve Lübnan'a yerleştiler.
Göç ettirilen Ermenilerin bir bölümü savaş hali, salgın
hastalık ve asayişsizlik nedeniyle yaşamını yitirmiştir. Bu
olay, Ermeniler tarafından günümüze kadar kullanılmıştır.
Wilson İlkeleri'nden hareketle Batılı devletler, ABD'nin
mandasında Doğu Anadolu'da bir Ermenistan devletinin
kurulmasını kararlaştırmışlardı. Amerikan Senatosu'nun
Ermenilerin Doğu Anadolu'da çoğunlukta bulunup bulunmadığını
incelemek üzere gönderdiği General Harbord'un araştırması
sonucunda, Ermenilerin azınlıkta olduğu ortaya çıktı.
Birinci Dünya Savaşı sırasında yayınlanan Wilson
İlkeleri'yle ilk defa bağımsız bir Ermeni devletinden söz
ediliyordu. Sevr Antlaşması'nda Doğu Anadolu'da Ermeni
devleti kurulması maddesi yer almıştır.
Ermenistan İle Savaş
TBMM açılmadan önce Mustafa Kemal ile Kâzım Karabekir,
Ermeni saldırısını önlemek için gerekli tedbirleri
alıyorlardı. TBMM açıldıktan sonra ise Ermenistan
saldırıları arttı. 1920 Haziranı'nda TBMM doğu cephesini
kurdu. Komutanlığına da Kâzım Karabekir getirildi. Böylece:
Ermeniler durdurularak Doğu Anadolu'dan atıldı.
Batı Kuvay-i Milliye birlikleri Yunanlıların önünden
çekildi.
Ermeniler, 1920 Kasım ayı sonunda TBMM'ye barış için
başvurdular.
2-3 Aralık 1920'de Ermenilerle Gümrü Barışı imzalanmıştır.
Barışa göre; Ermenistan bugünkü Doğu Anadolu sınırlarımızı
tanıdı. Kars ve çevresi Türklere verildi. Ermenistan
Cumhuriyeti, Sevr Barışı'nı geçersiz saydığını belirtiyordu.
TBMM, Doğu Anadolu'da yaşayıp da oradan göç eden Ermenilerin
diledikleri takdirde 3 yıl içinde geri gelip eski yerlerine
yerleşebileceklerini kabul ediyordu. Ermeniler, Türkiye'ye
karşı düşmanca davranamayacaklardı. Buna karşılık TBMM
Hükümeti, Ermenistan'a diledikleri takdirde askeri ve
siyasal yardım yapacaktı.
Ermenistan'a karşı kazanılan bu zafer, TBMM'nin hem askeri
hem de siyasal ilk başarısıdır. Sonuçta:
TBMM Hükümeti, doğuda savaşı yürütmüş ve kazanmıştır.
TBMM'nin varlığını kabul etmeyen Ermenistan, bu tutumunu
değiştirmiştir.
Sevr Barışı'nı tanımadıklarını belirten Ermeniler,
kendilerine verilmesini istedikleri Türk toprakları
iddialarından vazgeçmişlerdir.
TBMM, içte ve dışta büyük saygınlık ve güç kazanmış, Doğu
Cephesi kapanmış buradaki güçler Batı cephesine
kaydırılmıştır.
TBMM, Gümrü Barışı ile uluslararası varlığını ilk kez
kanıtlamış, TBMM ile kurulan devletin varlığını daha da
pekiştirmiştir.
Anlaşma metninde "Osmanlı Devleti" adı hiç geçmemekte,
TBMM'nin kurduğu devlet "Türkiye" adıyla belirtilmektedir.
Doğu Cephesi'nin kapanması, İç Anadolu'da ayaklanmalarla,
Batı Anadolu'da Yunanlılarla, Güney'de Fransızlarla çarpışan
birlikleri rahatlatmıştır.
Gümrü Barışı'ndan sonra Gürcistan ile de antlaşma yapıldı.
Gürcistan'ın Mondros'tan sonra işgal ettiği Ardahan ve
Artvin geri alındı. (23 Şubat 1921) Birkaç hafta sonra Batum
da kazanıldı. Ancak Batum, sonradan Rusya'ya bırakılacaktır.