Japonya'nın Çin'e ait bulunan Kore ile
ilgilenmesinin sebeplerini şunlardır:
Kore gelişmekte olan Japon ekonomisi için hem bir ham madde
kaynağı ve hem de iyi bir pazar olabilirdi. Kore'nin yeraltı
ve yerüstü zenginlikleri genişti.
Japonya ilerde Asya'da da yayılacak ise, Kore bu iş için iyi
bir atlama taşı olabilirdi. Asya'ya adım atabilmek için ilk
önce Kore'ye ayak basmak gerekirdi.
Asya'dan Japonya'ya yönelebilecek bir tehdit ve tehlike de
keza Kore'yi bir atlama taşı olarak kullanabilirdi.
Bu sebeplerin tesiriyle Japonya, 1870'lerden itibaren Kore
ile ilgilenmeye başladı. Bu ülkedeki faaliyetlerini her gün
biraz daha arttırdı. Bu durum yirmi yıl kadar sürdü. Lakin
bu yirmi yıl içinde de Japonya'nın Çinle münasebetleri her
gün biraz daha bozulmaya başladı. Ve sonunda Çin 1894 de
Japonya'ya savaş ilan etti.
Savaş fazla sürmedi. Japonya kendi adalarından kalkıp Çin'e
asker çıkardı ve kara muharebelerinde inanılmaz bir askeri
güce sahip olduğunu gösterdi. Çin yenildi ve 1895 Nisasında
Japonya ile Shimonoseki antlaşmasını imzaladı. Bu anlaşma
ile Japonya, Mançurya'nın, Pechili körfezindeki Liaotung
yarımadası ile daha güneydeki Pescadores adalarını ele
geçirdi. Yani Japonya Mançurya'nın güneyine yerleştiği gibi,
buradan Kore'yi de kontrol altında tutabilecek duruma gelmiş
oluyordu.
Japonya'nın Mançurya'nın güneyine yerleşmesi en fazla
Rusya'yı sinirlendirdi. Çünkü Rusya Mançurya'yı kendisinin
tabii yayılma alanı olarak görmekteydi. Bu sebeple,
Japonya'nın Liaotung'u almasına itiraz etti. Bu sırada
Avrupa devletlerinin Uzak Doğu'daki sömürgecilik
faaliyetlerinin durumu şudur: İngiltere Çin'deki Yang-tze
vadisine yerleşmeye çalışmaktadır. Rusya'nın da Mançurya'ya
girip buradan güneye Yang-tze nehri vadisine sarkması
ihtimalinden korkmakta ve bundan dolayı da Japonya'yı
Rusya'ya karşı bir denge unsuru olarak görmeye başlamıştır.
Fransa Hindiçini'de çok meşguldür ve Fransa Hindiçini'den
güney Çin'e girmeye çalışmaktadır. Bu sebeplerle, İngiltere
Japonya'nın Liaotung'u almasına hiç sesini çıkarmadı. Lakin
1894'de Rusya ile bir ittifak imza etmiş olan Fransa
Rusya'yı destekledi. Keza, Almanya da Rusya'yı destekledi.
Çünkü, Almanya Rusya'nın Avrupa'dan uzaklaşıp Uzak Doğu'da
başının derde girmesini istemektedir.
O zaman Rusya'nın Avrupa'daki baskı ve ağırlığı da azalmış
olurdu. Japonya, Fransa ve Almanya'nın da Rusya'yı
desteklediğini görünce, üç devletle birden bir savaşı göze
alamıyarak geriledi ve Liaotung yarımadasından çekilmeye
razı oldu. Lakin, bu hadise 1904-1905 Rus-Japon savaşının da
tohumlarını atmaktaydı. 1894-95 Çin-Japon savaşı, Uzak Doğu
politikası açısından bir takım gerçekleri ve neticeleri
ortaya çıkarmıştır. Şöyle ki:
Japonya bu savaş ile Uzak Doğu'daki kuvvetler dengesine
dahil olmaktaydı. Batı'ya açıldıktan kırk yıl sonra bir
büyük kuvvet olarak ortaya çıkan Japonya, Uzak Doğu
politikasının bundan böyle hesaba katılması gereken bir
unsuru oluyordu.
Bu tarihe kadar Uzak Doğu'da sömürgecilik faaliyetinde
sadece Avrupalılar rol almıştı. Şimdi Avrupa
sömürgeciliğinin arasına bir de bir Asyalı devlet
katılmaktaydı. Bu ise, Uzak Doğu'da, Avrupa ile Japonya ve
Amerika ile Japonya arasında uzun sürecek bir rekabet ve
mücadele devresinin açılmasıydı.
Japonya'nın Batı'ya açıldıktan sonra kısa sürede gösterdiği
bu başarı ve Batı teknolojisi ile Batı'nın seviyesine
çıkması, Asya'da sarı ırk milliyetçiliğini başlatacaktır.
Japonya örneği Asya milletlerine Avrupa seviyesine çıkmada
sarı ırkın yeteneği konusunda bir güven duygusu ve inancı
vermiştir.